home

Slogan Danışmanlık

IMF’DEN KURTULMAK LAZIM !..

16 yıla üç büyük kriz sığdırmışız. Krizlerimiz incelendiğinde; Ana sebebin yüksek faiz düşük kur sonucunda oluşan döviz açığı olduğu görülür. Türkiye’nin 1991-2008 yılları Dış Ticaret rakamları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Krizlerden önceki yıllar incelendiğinde; Cari açığın toplam dış ticaret hacmine oranı: 1993 yılında % 12,43, 2000 yılında %9,54, 2008 yılında %14,85 olarak gerçekleşmiştir. En olumsuz rakam 2008 yılında görülmektedir. Kriz olmasa eğilim açığın artarak devam edeceği şeklinde idi. Dünya krizi imdadımıza yetişti!

 

Bundan önceki son kriz 2001 yılında yaşanmış, Kriz sırasında; Bugün dünyanın uyguladığı tedbirlerin aksine, acımasız faiz oranları ile aslında verimli bir şekilde ekonomimize katkıda bulunabilecek birçok banka ve firma yok edilmiş, yada yok pahasına yabancılara teslim edilmiş, önemli kayıplar verilerek bir dengeye gelinmişti. Kriz öncesi, kriz sırasında ve sonrasında uygulanan politikaların ciddi ve tarafsız bir şekilde derinlemesine incelenmeye ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim.

 

Kriz sonrası toparlanma başlamış,  Ancak, piyasa şartları uygun olmasına, piyasa beklentilerine ve hatta Sayın Başbakan’ın taleplerine rağmen faizlerin yeterince aşağıya çekilmesi konusunda zamanın Merkez Bankası yönetimince direnç gösterilmiştir. Gereği yokken Dünya’nın en yüksek reel faizleri verilmeye devam edilmiştir.

 

Merkez Bankası Başkanı’nın değişmesi ile faizler düşürülmeye çalışılmış, ancak, yeterince cesur olunamamış, kurların kıpırdamaya başlaması ile derhal geri adım atılmış, “ Dalgalı kur uyguluyoruz, döviz fiyatları piyasada belirleniyor” söylemi ile birlikte yüksek oranda faiz artışları…, yetmedi döviz satışları ile döviz fiyatları üzerinde baskı kurulmuştur. Kurlardaki her kıpırdamada Merkez Bankası silaha davranmış, çekilen her silah Ekonomimizi olumsuz etkilemiş, reel sektörün belini kırmış, düzeltmeyi önlemiş, rant çevrelerine yaramıştır.

 

Bu uygulamalar sonucunda;  Türk Lirası suni olarak değer kazanmış, Krizden sonraki 2. yıldan itibaren yeni kriz tohumları atılmaya başlanmıştır.  Üstüne işçilik ve diğer üretim araçları üzerindeki yükler eklendiğinde uluslar arası piyasalarda rekabet gücümüz giderek zayıflamış, tabloda görüldüğü üzere; Türkiye her geçen yıl artan şekilde cari açık vermeye başlamıştır.  Türkiye ithalat cenneti haline gelmiş, her yıl artan cari açıkla ekonomi yeniden kırılganlık kazanmıştır. 

 

Bu uygulamalar IMF programları çerçevesinde yapılmıştır. Faiz Milletin cebinden çıkmayacakmış gibi dokunulmaz kılınmış, diğer harcamalar kısılsın faiz dışı fazla elde edilerek faiz ve borçlar ödensin önerilmiştir.

Bu uygulamalar sonunda;

  1. İthalatçılar, Bankalar, Döviz ile borçlananlar, sıcak paracılar karlı çıkmış,
  2. Dış Borçlar Devlet’ten özel sektöre kaymış,
  3. Yoğun ithalat vesilesiyle alınan vergiler ve özelleştirmelerden elde edilen gelirler Devlet Bütçesi’nde Geçici olarak, önemli iyileşmelere yol açmıştır.
  4. Kağıt üzerinde Türkiye kalkınmış, kişi başına gelir yükselmiştir.

Bunlara karşılık;

  • Bizim taşımızla bizim kuşumuz (Yüksek Faiz-Düşük Kur)  vurulup; Bankalarımız, Telekom, Tekel, Fabrikalarımız, Bakkallarımız , kısaca her şeyimizin tepesine yabancılar oturmuş, Memlekete tek kulübe dikmeden, Ekonominin yarısı yabancıların eline geçmiştir. 
  • Reel sektör büyük zarar görmüş, Türkiye’nin rekabet gücü kırılmış, ithalat cenneti haline gelmiş, üretici firmalar fabrikalarını kapatıp,  ithalatçı olmuşlardır.
  • İhracatımız ithalata bağımlı hale gelmiş, Türkiye montaj ve ambalaj yapılan transit ülke haline dönmüştür.
  • Türkiye görüntüdeki yüksek büyüme oranlarına rağmen, isdihdam yaratamamış, borç para ile ithal malı tüketerek, ithalat yaptığımız ülkelerin isdihdamına katkıda bulunmuştur.
  • Ekonomi son derece kırılgan hale gelmiş, ülke ihtiyaçlarına göre, bağımsız ekonomi politikası oluşturulamaz hale düşülmüştür.

Bunları kefeye koyduğumuzda IMF politikalarının zararları açıkça ortadadır. IMF’den kurtulmak Türkiye’nin menfaatinedir. Borç para bulamazsak batarız, ile “çaresizlik” aşılamaya çalışanlara aldanmayalım. Şubat 2009 sonu itibariyle, cari açık ortadan kalkmıştır. Gerçekçi kur ve üretim üzerindeki yüklerin azaltılması ile Ekonomimiz kısa sürede düzelir.. El elin bitini sırıkla öldürürmüş. Kendimize güvenmekten başka çıkar yol yoktur.  

 

Türkiye’nin Mal ve hizmet itahalat/ihracat dengesi.

Yıllar

Mal ve hizmet ihracı

 Mal ihracı

Hizmet ihracı

Mal ve hizmetlerin dış dengesi

Mal ve hizmet ithali

Mal ithali

Hizmet ithali

1991

   22 039

   13 667

   8 372

-   2 186

   24 225

   21 007

   3 218

1992

   24 298

   14 891

   9 407

-   2 408

   26 706

   23 081

   3 625

1993

   26 264

   15 611

   10 653

-   7 456

   33 720

   29 771

   3 949

1994

   29 191

   18 390

   10 801

+   2 803

   26 388

   22 606

   3 782

1995

   36 581

   21 975

   14 606

-   3 630

   40 211

   35 187

   5 024

1996

   45 497

   32 446

   13 051

-   3 957

   49 454

   43 028

   6 426

1997

   52 020

   32 647

   19 373

-   4 491

   56 511

   48 005

   8 506

1998

   54 541

   31 220

   23 321

-    758

   55 299

   45 440

   9 859

1999

   45 723

   29 325

   16 398

  - 2 998

   48 721

   39 768

   8 953

2000

   50 240

   30 721

   19 519

 -  10 593

   60 833

   52 680

   8 153

2001

   49 603

   34 373

   15 230

+   5 399

   44 204

   38 106

   6 098

2002

   54 164

   40 124

   14 040

+    596

   53 568

   47 407

   6 161

2003

   69 212

   51 206

   18 006

 -  3 506

   72 718

   65 216

   7 502

2004

   90 007

   67 047

   22 960

  - 11 081

   101 088

   90 925

   10 163

2005

   105 013

   78 365

   26 648

 -  17 716

   122 729

   111 353

   11 376

2006

   118 923

   93 611

   25 312

-   27 110

   146 033

   134 552

   11 481

2007

   144 140

   115 307

   28 833

-   32 846

   176 986

   162 012

   14 974

2008

160 849

131 966

(*)28 883

- 56 085

216 934

201 960

(*)14 974

(*) veri elde edilemediğinden önceki yıl verileri aynen alınmıştır.

 

İzmir, 09/04/2009

Mehmet DEMİR